Alzheimer hastası, fiziksel ve zihinsel
yeteneklerini koruyabildiği sürece, yaşam kalitesini de koruyacaktır.
BİR GÜNDEN DİĞERİNE İş görmesine yardım edin, onun yerine siz yapmayın.
Böylelikle, kendine yeterliliğini bir ölçüde koruyabilecektir. Çocuk
gibi davranan bir yetişkin o, fakat bir çocuk değil. Ancak hastanızı,
yapamıyacağı işleri yapmaya zorlamayın. Eğer kendine bakımındaki
azalmayı izlemek istiyorsanız, Günlük Yaşam Aktiviteleri ( GYA )
ölçeğini kullanabilirsiniz. Bu ölçekte, gün boyunca genellikle hepimiz
tarafından uygulanan 6 basit aktivite sıralanmıştır. Bir de, günlük
yaşamda telefon gibi sıradan aygıtların kullanımını ya da sıradan
faaliyetleri değerlendiren 8 puanlık Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri
( EGYA ) bulunmaktadır. Her iki ölçeği uygularken de, eğer söz konusu
aktivite bağımsız olarak yerine getirilebiliyorsa 1 puan getirilemiyorsa
0 puan verin.
GYA S. KATZ, 1970
1. Banyo
2. Tuvalet
3. Yatmak ve kalkmak
4. Yemek
5. Giyinmek
6. İdrar ve dışkılama kontrolü 6 puan = KENDİNE BAKIMDA TAM YETERLİLİK.
Puan ne kadar düşükse, kendine bakım yeterliliği o kadar düşük demektir.
EGYA M.P NEWTON VE E.M. BRODY
1. Telefon
2. Alış veriş
3. Yemek hazırlama
4. Ev işleri
5. Çamaşır
6. Ulaşım
7. İlaçlarına karşı sorumluluğu
8. Para işleri
8 PUAN= KENDİNE BAKIMDA TAM YETERLİLİK Puan ne kadar düşükse, kendine
bakım yeterliliği o kadar düşük demektir
YIKANMA NASIL ELE ALINMALI ?
KİŞİSEL HİJYEN Kişisel hijyenini koruması yönünde cesaretlendirin
ve olağan sırayı korumaya gayret edin. Hastalığın ileri evrelerinde
yıkanmayabilir ya da yıkanmak için gerekli hareketlerin sırasını
unutabilir.
Bu durumda şunlar yapılabilir ;
A. Banyoyu mümkün olduğunca gevşetici ve hoş bir hale getirin.
B. Duşu kullanın ( korkutmuyorsa )
C. Mümkün olduğunca bırakın, kendi yıkansın;
D. Taranması ve traş olması için yardımcı olun. Bilin ki, iyi göründüğünde
kendini de iyi hissedecektir.
DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİYLE NASIL BAŞA ÇIKILMALI ?
Garip ya da alışılmadık davranış biçimi, Alzheimer Hastalığının
( AH ) başlangıç belirtilerinden biri olabilir. Çevre için sıklıkla
ilk alarm zilidir. Hastalık ilerledikçe, anormal davranış biçimi,
birlikte yaşamayı zorlaştırır, bazen olanaksız hale getirir. Bu
tür davranış biçimi, AH 'lı hastayı giderek daha fazla etkisi altına
alan genel kafa karışıklığının bir dışa vurumu olarak görülmelidir.
SALDIRGAN YA DA HUYSUZ OLDUĞUNDA
Hiç neden yokken, size, hayatının büyük bölümünü ona adamış olan
kişiye saldırganca davranabilir. Alınmayın. Aslında öfkesi size
yönelik değil, yalnızca, kendisini tüketen kafa karışıklığı ve sıkıntı
hislerine tepki vermenin yegane yoludur.
NE YAPABİLİRSİNİZ ?
1. Dayanıklılığını yitirmeyin. Korkmuş görünmeyin.
2. Dikkatini başka şeylere, örneğin televizyona, ellerini kullanabileceği
bir işe çekin.
3. Azarlamayın. Yaptıklarını kısa zamanda unutacak ve davranışlarının
ne denli uygunsuz olduğunu hatırlamayacaktır.
4. "Saldırılar" sıklaşmaya başladıysa doktorunuzla görüşün. Bu durumuna
ve dolaylı olarak da size yardımı olacak ilaçlar mevcuttur.
5. Kontrolünüzü yitirirseniz, kendinizi suçlu hissetmeyin. Böyle
patlamalar geriliminizin doğal bir dışavurum biçimidir. Ancak sık
sık olmaya başladılarsa, bu durum, sizin de yardıma ihtiyaç duyabileceğinizi
ya da en azında " pilinizi şarj etmenin " zamanının geldiğini gösterir.
Bu amaca yönelik olarak başvurabileceğiniz kuruluşlar mevcuttur.
6. Son zamanlarda, her zamanki davranış ya da yaşam biçiminde neyin
değiştiğini bulmaya çalışın. Bu, rahatsızlığının gerçek nedenini
ortaya çıkarabilir. Bazen basit bir baş ağrısı bile onu huzursuz,
huysuz yapmaya yetecektir.
İLETİŞİM SORUNLARI OLDUĞUNDA
Hastalık ilerledikçe insanlarla iletişim yeteneği azalacaktır. Bir
gün söylediklerinizi anlayamadığını farkedeceksiniz.
UNUTMAYIN : O an geldiğinde, sözcükler iletişimin temel biçimi olma
özelliklerini yitirecekler. El ve yüz hareketlerinizi, aranızda
ilişki kurabilecek ve birbirinizi anlamanıza yardım edecek her şeyi
kullanmanız gerekecek.Dokunarak, okşayarak ve ona gülümseyerek ilişki
kurmaya gayret edin. Artık sözsüz iletişimin zamanı gelmiş demektir.
NE YAPABİLİRSİNİZ ?
1. Onunla konuşurken ya da onu dinlerken daima gözlerinin içine
bakın.
2. Görme ve işitme sorunlarının kötüleşip kötüleşmediğini kontrol
edin ; kötüleşmişse doktorunuzu arayın.
3. Sözcükleri düzgün telaffuz edecek sekilde yavaş yavaş konuşun.
Basit sözcükler kullanın ve ses tonunuz sevecen ve güven verici
olsun ( bağırmayın ).
4. Televizyonlu bir odada iseniz, kapatın ya da başka bir odaya
geçin ki, sesiniz kolayca tanınabilsin.
5. Tekrarlamaktan yorulmayın. İfade etmek istediğiniz kavramı en
basi şekilde aktarmaya çalışın.
6. Unutmayın ki, hastalık bazı kavrama sorunlarına yol açmış olsa
da, o bir çocuk değil; saygılı davranın ve sanki orda yokmuşcasına
başkalarıyla konuşmayın.
7. Gülümseyiş, dostca mimik ve jestlerinizi esirgemeyin. Bunlar
kendini güvencede hissetmesini sağlayacak ve iletişim güçlüğünü
hafifletecektir.
UYUYAMADIĞINDA Muhtemelen, "uyku düzeninin tersine çevrilmesi" denilen
( yani, gecenin büyük bölümünde uyanıkken, gündüzleri uyuklamak
) belirtileri gösterecek, ya da yemek yemek için sık sık uyanacaktır.
Bu durumda, günün katmerlenerek artan işlerini göğüslemek için gereksinim
duyduğunuz uykunuzdan geri kalabileceğiniz için yükünüz önemli ölçüde
artacak.
NE YAPABİLİRSİNİZ ?
1. Gününü aktif geçirmesi için gayretlendirin. Ne yaptığının çok
fazla önemi yok ! ( yürümek, ortalığı toplamak gibi. )
2. Öğleden sonra şekerleme yapmasına izin vermeyin.
3. Gecelik bir düzen oluşturacak şekilde, hep aynı saatte yatağa
girmesini sağlayın, böylelikle bir "uyku vati" anlayışı oluşsun.
4. Yatmadan hemen önce, aşırı uyarılmaya neden olabilecek yüksek
düzeyde şeker içeren besinler vermeyin.
5. Yatmaya yakın aşırı sıve ve diüretik ( idrar sökrürücü ) ilaçlar
vermeyin.
6. Tıbbi tedavi olasılığı için doktorunuza danışın.
YEMEK YEMEDİĞİNDE Hastalığın ileri evrelerinde beslenme ile ilgili
sorunlar sıklaşmaya başlar. Gerçekten de, davranışsal bozukluklar,
sıklıkla sıvıları yutma güçlüğü, apraksi ( belli bir hareketi koordine
etme güçlüğü ) ya da basitçe iştahsızlık gibi fiziksel sorunlarla
ilgilidir.
NE YAPABİLİRSİNİZ ?
1. Yemeğinizi aynı saat ve aynı odada yemeye özen gösterin; böylelikle
bir tür beslenme düzeni oluşacaktır.
2. Yutma güçlüğü varsa, lokmalarını küçük parçalara ayırın.
3. Eğer sıvıları yutmakta güçlük çekiyorsa, püre, muhallebi gibi
yarı sıvı besinler verin.
4. Çatal, bıçak kullanamıyorsa elleriyle yemesine izin verin.
5. Yemek yerken, sıkıntı duyabileceği şekilde üzerini kirletebilir.
Bunu engellemek için büyük peçeteler kullanın. Biberon, önlük benzeri
şeylerden kaçının.
AMAÇSIZ DOLANIYORSA Günün birinde evinin yolunu ya da ev içinde
yolunu bulamıyabilir. Bu noktada bir şeylerin geri dönüşsüz biçimde
değişmiş olduğunu anlamalısınız. Yönelim bozukluğu ( dezoryantasyon
), ortada dolanmak ya da bitmez tükenmez biçimde bir şeyler aranmakla
ilişkilidir. Bu davranışın kesin açıklaması yoksa da, hissetmekte
olduğu kafa karışıklığı ve dehşetin açık ifadesidir.
NE YAPABİLİRSİNİZ ?
1. Dolanmasının nedeninin, can sıkıntısı olup olmadığını anlamaya
çalışın. Eğer öyleyse, zamanını değerlendirmesine gayret edin.
2. Ceplerinde daima adres ve telefonunu gösteren kimliklerinin bulunmasına
özen gösterin. Bu, adres ve telefonun yazdığı bir künye ya da bilezik
de olabilir.
3. Evi yalnız başına terketmemesine gayret edin. Kapı kilitlerinizi,
açıp kaçamıyacağı bir şekle getirebilirsiniz.
4. Komşularınızı haberdar edin; ancak onu tehlikeli bir deli gibi
değil, sadece yönelimi bozuk bir kişi gibi görmeliler.
5. Yeni bir mekanda ( taşınma, ziyaret ya da tatil amacıyla gidilmişse
) dolanma eğiliminin artacağını bilin.
6. Kaybolduğunda azarlamayın. Korkutabilir ve daha üzgün hissetmesine
neden olabilirsiniz.
7. İlaçlar ancak gereğinda ve tıbbi gözetim altında kullanılmalıdır.
Müsekkinlerin ( trankilizanlar, nöroleptikler ) onu sakinleştirmekle
birlikte, davranış bozukluğunu artırıp kendine bakım yeteneğini
daha da bozabileceğini unutmayın.
BİR ŞEYLER ARANDIĞINDA Zihninde bugün ve geçmiş karıştıkça, birilerini
ya da bir şeyleri giderek daha fazla aranır olduğunu farkedeceksiniz.
Bir şeyi saklayıp daha sonra bulamadığını, hatta sizi onu çalmakla
suçladığını göreceksiniz. Cüzdanını kaybedebilecek, unutmayın ki
bellek ve diğer yeteneklerinin kaybı, onu son derece güvensiz ve
kararsız yapacaktır.
NE YAPABİLİRSİNİZ ?
1. Sakladığı yerleri bulup, onları doğru yerde aramasına yardım
edin.
2. Suçlamalarına saldırgan tepki vermeyin, tersine ona yardımcı
olmak istediğinizi söyleyin.
3. Suçlamayın. Hatta, aradığı şeyi sizin yanlış bir yere koyduğunuzu
bile kabullenebilirsiniz.
4. Çok sevdiği eşyaların, resimlerin yerlerini değiştirmeyin. Bunlar
sizin için sadece değersiz nesneler iken, onun için artık belleğinde
korumayı başaramadıklarını hatırlamak için referans noktaları olabilir.
CİNSELLİK, NE ZAMAN ? Cinsel sorunlar çok sık değildir ve genelde
hastalığın ileri evrelerinde görülürler. Ortaya çıktıklarında, doktorunuzla
konuşun. Özellikle çiftler için cinsellik, yaşamdaki en önemli şeylerden
biridir. Hastalığın başlarında farkedilir bir değişiklik olmayabilir.
Bu durumu karşılamayı psikolojik olarak daha güç bulabilirsiniz.
Kendinizi suçlu hissetmeyin, tepkiniz son derece doğal. Herkesinki
kadar normal bir cinsel yaşamı olabilir. Ancak hastalık, kişiliğinde
belirgin değişiklikler yaratmaya başladıktan sonra, hiç de hoş olmayan
durumlar ortaya çıkabilir. Size ya da yabancılara alışılmadık biçimde
aleni cinsel tavırlar gösterebilir. Bunun nedeni, hastalığın ahlaki
- toplumsal baskıları giderek kaldırma eğilimi göstermesidir.
NE YAPABİLİRSİNİZ ?
1. Bu davranışı yumuşak biçimde caydırmaya çalışın.
2. Sarılarak ya da elini daha sık tutarak fiziksel teması artırmaya
gayret edin.
3. Saldırgan davranmayın, durumu anlaması için yardımcı olun.
4. Eğer eşi olarak davranışını sıkıntı verici buluyorsanız, ayrı
yataklarda yatmayı deneyin.
HASTALIĞINI KABULLENMİYOR
İçinde neler hissediyor ve kendisi hakkında ne düşünüyor ?... Sevdiğiniz
bir kişinin bakımını üstlenmiş olduğunuz için Alzheimer Hastalığı
( AH ) ile tanışmış iseniz, o kişinin, geçmiş ve bugününün birbirine
girdiği ve geleceğin mevcut olmadığı hayali bir dünyada yaşamakta
olduğunu hissetmişsinizdir. Geçmişi yaşayabilmek için ortada mevcut
herhangi bir kişiyi kullanacak, unutkanlığının keşfedildiğini ya
da kendini tekrarlamakta olduğunu, isimleri karıştırdığını farkettiğinde,
zihnindeki boşlukları doldurmak üzere kendi kendine konuşacak ya
da renkli öyküler anlatacaktır.
HASTALIĞINI KABULLENMİYOR Hastalığını kabullenmeyecektir. Ona karşı
karşıya olduğu sorunları anlaması için yardımcı olmakta güçlük çekeceksiniz.
Kendisini kafası karışık hissedecek, bir yanlış yaptığını farkettiğinde
ne olup bittiğini kavrayamayacaktır.
1. Bu durum gerçekleştiğinde , onu dikkatle dinleyip, bir takım
değişiklikler olmaktaysa da, sizin daima yanında ona yardım için
hazır olacağınızı söylemelisiniz.
2. Hiç kolay değil,ama kendine güvenini koruması için ona yardım
etmelisiniz.
DEPRESYONDA VE SIK SIK SAĞLIĞINDAN YAKINIYOR Alzheimer hastalığının
neden olduğu sorunlar açığa çıkmaya başlayıp, günlük yaşamı engeller
oldukça, depresyonu artıp, sürekli sağlığından yakınır duruma gelebilir.
1. Sersemlik ya da kafa karışıklığı gibi belirsiz yakınmaları olabilir.
Hatta, sesler ya da olaylar hayal edebilir, kaybolmakta olduğu hissine
kapılabilir.
2. Depresyon, işinde, evinde ve arkadaşları arasında kendisi olmasını
engelleyen, başa çıkamadığı garip hisler dolayısıyla duyduğu derin
çöküntünün delilidir.
BAY ALZHEİMER " İNSANI KENDİ KENDİSİNDEN ÇALAR". ( N.FEİL )
3. Depresyon, yaşamı etkiler düzeye ulaşırsa doktorunuzun fikrini
alın. Bu noktada tıbbi tedavi gerekebilir.
4. Duygu durumunu düzeltebilirseniz, yaşam kalitesini de düzeltirsiniz.
Ardından da, onunla birlikte, hastalığın ileri aşamaları için gerçekci
stratejiler tasarlayabilirsiniz.
FAZLA İÇKİ... FAZLA İLAÇ
Hastalığın erken evrelerinde, sizin ve onun dünyası değişmeye başladığında,
alkol ve ilaçlar çare olabilir.
1. Normal alkol tüketiminin artmaya başladığını farkederseniz, azalması
için ikna etmeye çalışın. Konuşarak iknayı başaramazsanız, emredici
bir tavır almayın. Sağduyunuzu kullanın ve ulaşabileceği alkol miktarını
sınırlayın.
2. Böyle durumlarda, yasaklamanın, tam ters etki oluşturabileceğini
aklınızdan çıkarmayın.
3. Örneğin, yemeklerde içme alışkanlığı varsa, yasaklamak yerine
sulandırmayı deneyin.
4. Sıkıntısını azaltmak için aşırı ilaç kullanımına yönelebilir.
5. Böyle bir durum olduğunda, almaya başladığı ve durumunu daha
da kötüleştirebilecek ilaçlardan vazgeçmesini sağlamak amacıyla
en uygun tedaviyi önerecek olan doktorunuza başvurun.
KAYITSIZLIKTAN KAYGIYA Duygu durumunda, belli bir nedeni olmaksızın
sık ve ani değişikliklere tanık olacaksınız. Özellikle, bazı durum
ya da taleplerle başedemediğinde ortaya çıkacak.
1. Daima güven verin. Göreceksiniz ki, kısa zamanda herşey unutulacak.
2. Bugünü ve geçmişi karıştırdıkça, bir zamanlar taşıdığı sorumlulukları
ile ilgili kaygılar duyabilir. Örneğin,babanız iş meselelerini ya
da anneniz henüz hazırlayamadığı akşam yemeğini düşünüp sıkıntı
duyuyor olabilir.
3. Böyle durumlarda, hayal kurduğunu söylemek yerine, ona karşı
sevecen olduğunuzu ve hislerini anladığınızı ifade etmeye çalışın.
KUŞKULAR VE HAYALLER Hastalık ilerledikçe, kafa karışıklığı artacak,
sizi gerçek olmayan şeylerle suçlayabilecek ya da algısal sorunları
olabilecek.
1. Örneğin sizi, eşyasını çalmakla, onu zehirlemeye çalışmakla ya
da ona bilerek yardım etmemekle suçlayabilir. Psikiyatrik olarak
bu duruma HEZEYAN adı verilir.
2. Başkalarının işitmediği sesleri işitip, olmayan kişileri görüyor
olabilir. Bu bozukluğa HALLUSİNASYON adı verilir. Sizin kırgınlığınız,
onun güvensizlik ve korkusu, her ikisi de, şiddet gösterilerine
neden olabilir.
BÖYLE BİR DURUMDA :
1. İfadelerinin gerçekliğini sorgulamayın.
2. Sesinizi yükseltmeyin, sadece güven vermeye çalışın.
3. Dikkatini başka şeye çekmeye çalışın.
4. Dayanıklılığınızı kaybetmeyin. Yersiz suçlamalar dolayısıyla
alınmayın. Çok sabırlı olmalısınız.
SİZİ TANIMIYOR, ANNESİNİ İSTİYOR Sizi ya da bir aile üyesinin yüzünü
tanımayıp, kendi geçmişinden biriyle ya da hiç var olmamış biriyle
karıştırabilir. Bu korkutucu bir durumdur.
1. Alınabilir, üzülebilir hatta öfkelenebilirsiniz.
2. Sonunda kederlenmeniz kaçınılmaz. O noktada, yalnızlık, "kaybolmuşluk"
hissinin derinliğini anlamaya başlayacaksınız.
3. Aile üyelerinin, yakınlarının yüzlerini tanıyamama durumuna,
tıbbi olarak PROSOPAGNOZİ adı verilir.
4. Bu durum için yapacağınız çok fazla bir şey yok.
İhtiyacınız olan tek şey bol sabır. |